<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ersin Irmak</title>
	<atom:link href="http://www.ersinirmak.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ersinirmak.com</link>
	<description>ersin ırmak</description>
	<lastBuildDate>Fri, 23 Jul 2010 07:17:19 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>NAAT-I ŞERİF</title>
		<link>http://www.ersinirmak.com/2010/07/23/naat-i-serif/</link>
		<comments>http://www.ersinirmak.com/2010/07/23/naat-i-serif/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Jul 2010 07:17:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ersinirmak.com/?p=133</guid>
		<description><![CDATA[
Seccaden kumlardı…
Devirlerden, diyarlardan
Gelip göklerde buluşan
Ezanların vardı!
Mescit mü’min, minber mü’min…
Taşardı kubbelerden Tekbîr,
Dolardı kubbelere “âmin!”
Ve mübarek geceler, dualarımız,
Geri gelmeyen dualardı…
Geceler, ki pırıl pırıl,
Kandillerin yanardı.
Kapına gelenler, yâ Muhammed,
-Uzaktan, yakından-
Mü’min döndüler kapından!
Besmele, ekmeğimizin bereketiydi,
İki dünyada aziz ümmet;
Muhammed ümmetiydi.
Konsun –yine- pervazlara güvercinler,
“Hû hû”lara karışsın âminler…
Mübarek akşamdır;
Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!
Şimdi seni ananlar,
Anıyor ağlar gibi…
Ey yetimler yetimi,
Ey garipler garibi;
Düşkünlerin kanadıydın,
Yoksulların sahibi…
Nerde kaldın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-medium wp-image-134" title="medine" src="http://www.ersinirmak.com/wp-content/uploads/medine-300x225.jpg" alt="medine" width="300" height="225" /></p>
<p>Seccaden kumlardı…<br />
Devirlerden, diyarlardan<br />
Gelip göklerde buluşan<br />
Ezanların vardı!<br />
Mescit mü’min, minber mü’min…<br />
Taşardı kubbelerden Tekbîr,<br />
Dolardı kubbelere “âmin!”<br />
Ve mübarek geceler, dualarımız,<br />
Geri gelmeyen dualardı…<br />
Geceler, ki pırıl pırıl,<br />
Kandillerin yanardı.<br />
Kapına gelenler, yâ Muhammed,<br />
-Uzaktan, yakından-<br />
Mü’min döndüler kapından!<br />
Besmele, ekmeğimizin bereketiydi,<br />
İki dünyada aziz ümmet;<br />
Muhammed ümmetiydi.<br />
Konsun –yine- pervazlara güvercinler,<br />
“Hû hû”lara karışsın âminler…<br />
Mübarek akşamdır;<br />
Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!<br />
Şimdi seni ananlar,<br />
Anıyor ağlar gibi…<br />
Ey yetimler yetimi,<br />
Ey garipler garibi;<br />
Düşkünlerin kanadıydın,<br />
Yoksulların sahibi…<br />
Nerde kaldın ey Resûl,<br />
Nerde kaldın ey Nebi?<br />
Günler, ne günlerdi, yâ Muhammed,<br />
Çağlar ne çağlardı:<br />
Daha dünyaya gelmeden<br />
Mü’minlerin vardı…<br />
Ve bir gün, ki gaflet<br />
Çöller kadardı,<br />
Halîme’nin kucağında<br />
Abdullah’ın yetimi<br />
Âmine’nin emaneti ağlardı.<br />
Hatice’nin goncası,<br />
Aişe’nin gülüydün.<br />
Ümmetinin gözbebeği<br />
Göklerin resûlüydün…<br />
Elçi geldin, elçiler gönderdin…<br />
Ruhunu Allah’a,<br />
Elini ümmetine verdin.<br />
Beşiğin, yurdun, yuvan<br />
Mekke’de bunalırsan<br />
Medine’ye göçerdin.<br />
Biz bu dünyadan nereye<br />
Göçelim, yâ Muhammed?<br />
Yeryüzünde riyâ, inkâr, hıyanet<br />
Altın devrini yaşıyor…<br />
Diller, sayfalar, satırlar<br />
“Ebu Leheb öldü” diyorlar.<br />
Ebû Leheb ölmedi, yâ Muhammed<br />
Ebû Cehil kıt’alar dolaşıyor!<br />
Neler duydu şu dünyada<br />
Mevlidine hayran kulaklarımız;<br />
Ne adlar ezberledi, ey Nebî,<br />
Adına alışkın dudaklarımız!<br />
Artık, yolunu bilmiyor;<br />
Artık, yolunu unuttu<br />
Ayaklarımız!<br />
Kâbe’ne siyahlar<br />
Yakışmamıştır, yâ Muhammed<br />
Bugünkü kadar!<br />
Hased gururla savaşta;<br />
Gurur, Kafdağı’nda derebeyi…<br />
Onu da yaralarlar kanadından,<br />
Gelse bir şefkat meleği…<br />
İyiliğin türbesine<br />
Türbedâr oldu iyi.<br />
Vicdanlar sakat<br />
Çıkmadan yarına,<br />
İyilikler getir, güzellikler getir<br />
Âdem oğullarına!<br />
Şu gördüğün duvarlar ki<br />
Kimi Tâif’tir, kimi Hayber’dir…<br />
Fethedemedik, yâ Muhammed,<br />
Senelerdir.<br />
Ne doğruluk, ne doğru;<br />
Ne iyilik, ne iyi…<br />
Bahçende en güzel dal,<br />
Unuttu yemiş vermeyi…<br />
Günahın kursağında<br />
Haramların peteği!<br />
Bayram yaptı yapanlar;<br />
Semâve’yi boşaltıp<br />
Sâve’yi dolduranlar…<br />
Atını hendeklerden -bir atlayışta-<br />
Aşırdı aşıranlar…<br />
Ağlasın Yesrib,<br />
Ağlasın Selman’lar!<br />
Gözleri perdeleyen toprak,<br />
Yüzlere serptiğin topraktı…<br />
Yere dökülmeyecekti, ey Nebî,<br />
Yabanların gözünde kalacaktı!<br />
Konsun -yine- pervazlara güvercinler,<br />
“Hû hû”lara karışsın âminler…<br />
Mübarek akşamdır;<br />
Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!<br />
Ne oldu, ey bulut,<br />
Gölgelediğin başlar?<br />
Hatırında mı, ey yol,<br />
Bir aziz yolcuyla<br />
Aşarak dağlar, taşlar,<br />
Kafile kafile, kervan kervan<br />
Şimale giden yoldaşlar!<br />
Uçsuz bucaksız çöllerde,<br />
Yine, izler gelenlerin,<br />
Yollar gideceklerindir.<br />
Şu tekbir getiren mağara,<br />
Örümceklerin değil;<br />
Peygamberlerindir, meleklerindir…<br />
Örümcek ne havada,<br />
Ne suda, ne yerdeydi;<br />
Hakkı göremeyen<br />
Gözlerdeydi!<br />
Şu kuytu cinlerin mi;<br />
Perilerin yurdu mu?<br />
Şu yuva -ki, bilinmez-<br />
Kuşları Hüdhüd müdür, güvercin mi, kumru mu?<br />
Kuşlarını, bir sabah,<br />
Medine’ye uçurdu mu?<br />
Ey Abvâ’da yatan ölü,<br />
Bahçende açtı dünyanın<br />
En güzel gülü;<br />
Hâtıran, uyusun çöllerin<br />
Ilık kumlarıyla örtülü!<br />
Dinleyene, hâlâ,<br />
Çöller ses verir;<br />
“Yaleyl!” susar,<br />
Uğultular gelir.<br />
Mersiye okur Uhud,<br />
Kaside söyler Bedir.<br />
Sen de bir hac günü,<br />
Başta Muhammed, yanında Ebû Bekir;<br />
Gidenlerin yüz bin olup dönüşünü<br />
Destan yap, ey şehir!<br />
Ebû Bekir’de nûr, Osman’da nûrlar…<br />
Kureyş uluları, karşılarında<br />
Meydan okuyan bir Ömer bulurlar;<br />
Ali’nin önünde kapılar açılır,<br />
Ali’nin önünde eğilir surlar,<br />
Bedir’de, Uhud’da, Hayber’de<br />
Hakk’ın yiğitleri, şehîd olurlar…<br />
Bir mutlu günde, ki ölüm tatlıydı,<br />
Yerde kalmazdı ruh… kanatlıydı.<br />
Konsun –yine- pervazlara güvercinler<br />
“Hû hû”lara karışsın âminler.<br />
Mübarek akşamdır;<br />
Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!<br />
Vicdanlar, sakat çıkmadan,<br />
Yâ Muhammed, yarına;<br />
İyiliklerle gel, güzelliklerle gel<br />
Âdem oğullarına!<br />
Yüreklerden taşsın<br />
Yine, imanlar!<br />
Itrî, bestelesin Tekbîr’ini;<br />
Evliyâ, okusun Kur’ân’lar!<br />
Ve Kur’ân-ı göz nûruyla çoğaltsın<br />
Kayışzâde Osman’lar<br />
Na’tını Galip yazsın,<br />
Mevlid’ini Süleyman’lar!<br />
Sütunları, kemerleri, kubbeleriyle<br />
Geri gelsin Sinan’lar!<br />
Çarpılsın, hakikat niyetine<br />
Cenaze namazı kıldıranlar!<br />
Gel, ey Muhammed, bahardır…<br />
Dudaklar ardında saklı<br />
Âminlerimiz vardır…<br />
Hacdan döner gibi gel;<br />
Mi’râc’dan iner gibi gel;<br />
Bekliyoruz yıllardır!<br />
Bulutlar kanat, rüzgâr kanat;<br />
Hızır kanad, Cibril kanad;<br />
Nisan kanad, bahar kanad;<br />
Âyetlerini ezber bilen<br />
Yapraklar kanad…<br />
Açılsın göklerin kapıları,<br />
Açılsın perdeler, kat kat!<br />
Çöllere dökülsün yıldızlar;<br />
Dizilsin yollarına<br />
Yetimler, günahsızlar!<br />
Çöl gecelerinden, yanık<br />
Türküler yapan kızlar<br />
Sancağını saçlarıyla dokusun;<br />
Bilâl-i Habeşî sustuysa<br />
Ezânlarını Dâvûd okusun!<br />
Konsun –yine- pervazlara güvercinler,<br />
“Hû hû”lara karışsın âminler…<br />
Mübarek akşamdır;<br />
Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!<br />
Arif Nihat Asya</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ersinirmak.com/2010/07/23/naat-i-serif/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boş zamanlarda fotoğraf çekilir</title>
		<link>http://www.ersinirmak.com/2010/07/22/bos-zamanlarda-fotograf-cekilir/</link>
		<comments>http://www.ersinirmak.com/2010/07/22/bos-zamanlarda-fotograf-cekilir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Jul 2010 18:59:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim Galerisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ersinirmak.com/?p=125</guid>
		<description><![CDATA[
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-medium wp-image-126" title="ersin-irmak" src="http://www.ersinirmak.com/wp-content/uploads/ersin-irmak-300x225.jpg" alt="ersin-irmak" width="300" height="225" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ersinirmak.com/2010/07/22/bos-zamanlarda-fotograf-cekilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Her İlmin Bir Bileni Vardır.</title>
		<link>http://www.ersinirmak.com/2010/07/22/her-ilmin-bir-bileni-vardir/</link>
		<comments>http://www.ersinirmak.com/2010/07/22/her-ilmin-bir-bileni-vardir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Jul 2010 07:00:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[iSLAMİ YAZILAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ersinirmak.com/?p=120</guid>
		<description><![CDATA[ 
Nakşi yolunun büyüklerinden Abdulhâlık Gücdevanî (k.s) (vefat: hicri 617, miladi 1220) gençlik yıllarında hocası Şeyh Sadreddin Efendi’den tefsir dersi alıyordu. Şu ayete geldiler:
“Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. O haddi aşanları sevmez”(1) Hocası ayetin tefsirini bitirince, Abdulhâlık Gücdüvanî, hocasına şunu sordu:
“Efendim! Bu ayette bahsedilen gizli dua ve zikir nasıl yapılır. Eğer insan zikir ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> <img class="alignnone size-medium wp-image-121" title="Ramadan_Kareem_23" src="http://www.ersinirmak.com/wp-content/uploads/Ramadan_Kareem_23-300x225.jpg" alt="Ramadan_Kareem_23" width="300" height="225" /></p>
<p>Nakşi yolunun büyüklerinden Abdulhâlık Gücdevanî (k.s) (vefat: hicri 617, miladi 1220) gençlik yıllarında hocası Şeyh Sadreddin Efendi’den tefsir dersi alıyordu. Şu ayete geldiler:<br />
“Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. O haddi aşanları sevmez”(1) Hocası ayetin tefsirini bitirince, Abdulhâlık Gücdüvanî, hocasına şunu sordu:</p>
<p>“Efendim! Bu ayette bahsedilen gizli dua ve zikir nasıl yapılır. Eğer insan zikir ve duayı açıkça yapsa insanlar görür ve işitir. Bunda gösteriş tehlikesi var. Eğer bu zikri kendi içinden yapacak olsa onu da şeytan fark eder. Çünkü hadis-i şerifte: “Kan damarları içinde kanın dolaşması gibi, şeytan da insanın içinde dolaşır.”(2) Buyruluyor. İnsanlara ve şeytana fark ettirmeden Yüce Allah gizlice nasıl zikredilir?” Hocası soruyu hayranlıkla karşıladı ve:</p>
<p>“Evladım! Bu ledünni, ilahi bir ilimdir. Allahu Teala dilerse seni dostlarından birisi ile buluşturur, o sana bu gizli zikri öğretir.” Dedi. Abdulhalik Gücdüvanî (k.s) o dostu beklemeye başladı. Nihayet Allahu Teala kendisini önce Hz Hızır (a.s) ile ve daha sonra büyük arif Yusuf Hemadanî Hz.leri ile buluşturdu. Hz. Hızır (a.s) kendisine gizli yolla nefy u isbat (La ilahe illallah) zikrini öğretti. Hz. Yusuf Hemadânî (k.s) ise onun manevi terbiyesi ile meşgul oldu. Sonuçta onu insanları irşatla mezun etti.</p>
<p>Meşhur Hoca Ahmed Yesevî (k.s) de Yusuf Hemadanî’nin halifesi ve Abdulhalık Gücdevanî’nin yol arkadaşıdır. Bu iki büyük veli aynı kaynaktan terbiye almışlardır. Tarihte ve günümüzde Türklerin ekseriyeti bu iki koldan gelen manevi feyiz ve terbiye ile tanışmıştır.</p>
<p> </p>
<p>1     Buhari, Ahkam, 21; Ebu Davud, Savm, 78; Sünnet, 17; İbnu Mace, Sıyam, 65; Darimi, Rikak, 66; Ahmed, Müsned; III, 156, 285.<br />
2     Sâffât 37/99.</p>
<p>KAYNAK:  <a href="http://www.MENZİL.NET">WWW.MENZİL.NET</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ersinirmak.com/2010/07/22/her-ilmin-bir-bileni-vardir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ersin Irmak</title>
		<link>http://www.ersinirmak.com/2010/07/21/ersin-irmak-2/</link>
		<comments>http://www.ersinirmak.com/2010/07/21/ersin-irmak-2/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Jul 2010 12:10:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim Galerisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ersinirmak.com/?p=101</guid>
		<description><![CDATA[

Öztunç Alışveriş Merkezinde patila yerken.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-96" title="Ersin Irmak" src="http://www.ersinirmak.com/wp-content/uploads/16072010002.jpg" alt="Ersin Irmak" width="640" height="480" /></p>
<p><img class="alignnone size-medium wp-image-108" title="ersin ırmak" src="http://www.ersinirmak.com/wp-content/uploads/16072010001-300x225.jpg" alt="ersin ırmak" width="300" height="225" /></p>
<p>Öztunç Alışveriş Merkezinde patila yerken.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ersinirmak.com/2010/07/21/ersin-irmak-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AŞKIN GÜCÜ</title>
		<link>http://www.ersinirmak.com/2010/07/15/askin-gucu/</link>
		<comments>http://www.ersinirmak.com/2010/07/15/askin-gucu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Jul 2010 10:06:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mevlana]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ersinirmak.com/?p=73</guid>
		<description><![CDATA[
Zamanın birinde bir padişah vardı. Padişah bir gün adamlarıyla ava giderken yolda güzel bir cariye görüp ona aşık oldu.
    Onu alıp sarayına getirdi. Fakat bir müddet sonra o güzel cariye hastalandı. Günden güne eriyip tükenmeye başladı. Memleketin en iyi hekimleri cariyenin hastalığına bir çare bulamadılar. Padişah bunu görünce çok üzüldü, günlerce çareler aradı, sağa koştu, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<address><img class="alignnone size-medium wp-image-111" title="kalp_sevgi" src="http://www.ersinirmak.com/wp-content/uploads/kalp_sevgi-300x230.jpg" alt="kalp_sevgi" width="300" height="230" /></address>
<address>Zamanın birinde bir padişah vardı. Padişah bir gün adamlarıyla ava giderken yolda güzel bir cariye görüp ona aşık oldu.</address>
<address><span style="color: black; font-size: x-small;">    Onu alıp sarayına getirdi. Fakat bir müddet sonra o güzel cariye hastalandı. Günden güne eriyip tükenmeye başladı. Memleketin en iyi hekimleri cariyenin hastalığına bir çare bulamadılar. Padişah bunu görünce çok üzüldü, günlerce çareler aradı, sağa koştu, sola gitti olmadı. Sonunda bir mescide gidip el açarak dua etti, secdeye kapanarak ağladı. Cariyenin iyileşmesi için yalvardı. Bu sırada uykuya daldı. Rüyasında bir pir gördü; pir ona :</span></address>
<address><span style="color: black; font-size: x-small;">    &#8211; &#8220;Artık üzülme duan kabul oldu. Yarın şehrinize bir yabancı gelecek o bizdendir. Onun yapacağı tedaviyle cariyen iyileşecek.&#8221; dedi.</span></address>
<address><span style="color: black; font-size: x-small;">    Sabah olup güneş doğunca padişah pencereye koşup rüyasında gördüğü piri beklemeye başladı. Uzaktan onun geldiğini görünce kendisi sarayın kapısına koşarak kapıyı açıp piri içeriye aldı. Konuşup görüştükten sonra, padişah pire hastanın hastalığını anlattı. Daha sonra onu hastanın yanına götürdüler&#8230;</span></address>
<address><span style="color: black; font-size: x-small;">    Hekim önce hastanın yüzüne baktı sonra nabzını saydı. Hastalığın belirtilerini sorup sebeplerini dinledi&#8230;</span></address>
<address><span style="color: black; font-size: x-small;">    &#8211; &#8220;Diğer hekimlerin tedavileri iyileştirmek yerine büsbütün harap etmiş hastayı.&#8221; dedi. Sonra şöyle devam etti.</span></address>
<address><span style="color: black; font-size: x-small;">    &#8211; &#8220;Onların içerden haberleri yok, onun için de hepsinin aklı fikri işin dış yüzünde.&#8221; dedi.</span></address>
<address><span style="color: black; font-size: x-small;">    Hekim hastalığın ne olduğunu anlamıştı, fakat bunu padişaha söylemedi. </span></address>
<address><span style="color: black; font-size: x-small;">    Hastanın halinden inlemesinden onun gönül hastası olduğunu hemencecik anlayıverdi. Çünkü hiçbir hastalık gönül derdi gibi değildir.</span></address>
<address><span style="color: black; font-size: x-small;">    Hekim durumu anlayınca : &#8220;Padişahım, dedi. Herkesi uzaklaştır köşede bucakta kimseler kalmasın ki ben hastayla baş başa kalıp rahat rahat çalışayım, hastanın hastalığını anlayıp ona göre bir tedbir düşüneyim.&#8221;</span></address>
<address><span style="color: black; font-size: x-small;">    Padişah emretti oda boşaltıldı, hastayla hekimden başka kimse kalmadı. </span></address>
<address><span style="color: black; font-size: x-small;">    Hekim yaklaşıp hastanın başucuna geldi yumuşak ve tatlı bir sesle : </span></address>
<address><span style="color: black; font-size: x-small;">    &#8211; &#8220;Memleketin neresi, nerelisin? Bana söyle , çünkü her memleketin halkının ilacı başka başkadır. Memleketinde yakın akrabandan kimler var, kime yakınsın? diye sordu. </span></address>
<address><span style="color: black; font-size: x-small;">    Hekim elini kızın nabzına koymuştu. Hem soruyor hem de nabzını kontrol ediyordu. </span></address>
<address><span style="color: black; font-size: x-small;">    Kız yavaş yavaş hekime bütün olanları anlatıyor, başından ne geçtiyse söylüyordu. </span></address>
<address><span style="color: black; font-size: x-small;">    Hekim kızın nabzını tutmuştu ve : </span></address>
<address><span style="color: black; font-size: x-small;">    &#8211; &#8220;Bu kız kimin adını söylediğinde eğer heyecanlanır, nabzı hızlanırsa demekki sevdiği, uğruna hasta olup yataklara düşerek mum gibi eridiği odur.&#8221; diye düşünüyordu.</span></address>
<address><span style="color: black; font-size: x-small;">    Kız önce doğup büyüdüğü memleketi ve oradaki dostlarını sayıp döktü. Fakat nabzında bir değişiklik olmadı. </span></address>
<address><span style="color: black; font-size: x-small;">    Hekim : &#8220;Doğduğun yerlerden ayrılınca hangi memlekete gittin?&#8221; diye sordu. </span></address>
<address><span style="color: black; font-size: x-small;">    Bunun üzerine kız bir şehir ismi söyleyip geçti ama ne yüzünün rengi ne de nabzının atışı değişti. Daha sonra sırasıyla götürüldüğü yerleri, şehirleri , görüşüp tanıştığı insanları birer birer sayıp döktü. Lakin halinde bir değişiklik olmadı. Ta ki hekim Semerkant şehrini soruncaya kadar&#8230;</span></address>
<address><span style="color: black; font-size: x-small;">    Semerkant&#8217;ın adı geçince kızın nabzı hızlandı, yüzü ve yanakları kızardı. Çünkü o Semerkant&#8217;ta bir kuyuncuya aşıktı ve ondan ayrılmış olmanın ızdırabıyla yanıp tutuşuyordu.</span></address>
<address><span style="color: black; font-size: x-small;">    Bunu öğrenen hekim kuyumcunun Semerkant&#8217;ın hangi semtinde ve hangi mahallesinde olduğunu sorup öğrendi. Sonra kıza : </span></address>
<address><span style="color: black; font-size: x-small;">    &#8211; &#8220;Ben senin hastalığını ve bu derdin çaresinin ne olduğunu çok iyi anladım. Fakat sen bu bana anlattıklarını sakin başkasına söyleme, hele hele padişaha hiç anlatma&#8230;&#8221; diyerek tembih etti.</span></address>
<address><span style="color: black; font-size: x-small;">    Hastanın yanından ayrılan hekim doğruca padişaha gelip durumu anlattı : &#8220;Bu kızcağızın iyileşmesi için o kuyumcuyu getirmekten başka çare yok.&#8221; dedi.</span></address>
<address><span style="color: black; font-size: x-small;">    Bunu duyan padişah hekimin nasihatini canu gönülden kabul etti. Hiç zaman geçirmeden kuyumcuyu davet etmek üzere bir elçi gönderdi&#8230; Elçi Semerkand&#8217;a varınca doğruca gidip kuyumcuyu buldu. Padişahın gönderdiği hediyeleri takdim eti ve padişahın onu davet ettiğini, eğer gelirse padişahın en yakın adamlarından olacağını çok büyük ihsanlara ve iltifatlara mazhar olacağını söyleyince, kuyumcu zaman kaybetmeden yola koyulup padişahın sarayına en kısa zamanda ulaştı. </span></address>
<address><span style="color: black; font-size: x-small;">    Saraya gelen kuyumcuyu hekim alıp padişahın huzuruna götürdü. Padişah kuyumcuya iltifatlar yağdırıp ihsanlarda bulundu. Hazinesini ona teslim etti : </span></address>
<address><span style="color: black; font-size: x-small;">    Hekim bunun üzerine : &#8220;Ey padişah o cariyeyi bu kuyumcuya ver ki hastalıktan tamamen kurtulup iyileşsin.&#8221; dedi&#8230; </span></address>
<address><span style="color: black; font-size: x-small;">    Padişah o ay yüzlü güzeli kendi eliyle kuyumcuya verdi, altı ay murat alıp murat verdiler. Böylece kız tamamen iyileşmiş oldu. </span></address>
<address><span style="color: black; font-size: x-small;">    Ondan sonra hekim kuyumcuya bir ilaç hazırladı. İlacı içen kuyumcu hastalanarak günden güne çirkinleşip erimeye başladı. Eski güzelliğinden eser kalmadı.</span></address>
<address><span style="color: black; font-size: x-small;">    Kuyumcu böyle günden güne eriyip çirkinleşince kızın gönlü de ondan soğudu, aşkı günden güne azaldı. Bir müddet sonra kuyumcu öldü. Ölünce de kızın aşkı tamamen sona erdi. Böylece o güzeller güzeli o aşktan ve hastalıktan arınıp tertemiz oldu&#8230;</span></address>
<address>Buradaki Padişah : <span style="color: green;">Ruhu</span><br />
    Cariye : <span style="color: green;">Nefsi</span><br />
    Cariyeyi tedavi edemeyen hekimler : <span style="color: green;">Sahte Şeyhleri</span><br />
    Cariyeyi tedavi eden hekim ise : <span style="color: green;">Mürşid-i Kamili</span><br />
    Kuyumcu ise : <span style="color: green;">İnsandaki heva ve heves (boş ve lüzumsuz arzular) gibi şeyleri temsil ediyor..</span></address>
<address> </address>
<address><span style="color: red; font-size: x-small;">    Bu cihan bir dağdır, bizim yaptıklarımız ise ses, seslerin aksi yine dönüp bize gelir.</span></address>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ersinirmak.com/2010/07/15/askin-gucu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>WordPress Türkçe 3.0 çıktı</title>
		<link>http://www.ersinirmak.com/2010/07/14/wordpress-turkce-3-0-cikti/</link>
		<comments>http://www.ersinirmak.com/2010/07/14/wordpress-turkce-3-0-cikti/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Jul 2010 20:55:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[wordpress]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ersinirmak.com/?p=71</guid>
		<description><![CDATA[
3.0 Türkçe sürümü şu an indirilebilir durumda.
Bir çok yeni özelliği ile beraber WordPress 3.0 sürümü artık kullanılabilir durumda. Yeni sürümde öne çıkan başlıca özellikler;

WordPress MU, WordPress paketi ile birleşti
Dahili menü sistemi
Arka planını değiştirebilme yeteneği
Varsayılan tema değişti: yeni tema Twenty Ten
Yönetim ekranlarına yardım alanları eklendi
Temaları ve eklentileri toplu güncelleme desteği
WordPress yüklemesi sırasında kullanıcı adı ve parola [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-medium wp-image-104" title="wordpress-logo" src="http://www.ersinirmak.com/wp-content/uploads/wordpress-logo-300x214.png" alt="wordpress-logo" width="300" height="214" /></p>
<p>3.0 Türkçe sürümü şu an <a href="http://www.ersinirmak.com/indir">indir</a>ilebilir durumda.</p>
<p>Bir çok yeni özelliği ile beraber WordPress 3.0 sürümü artık kullanılabilir durumda. Yeni sürümde öne çıkan başlıca özellikler;</p>
<ul>
<li>WordPress MU, WordPress paketi ile birleşti</li>
<li>Dahili menü sistemi</li>
<li>Arka planını değiştirebilme yeteneği</li>
<li>Varsayılan tema değişti: yeni tema Twenty Ten</li>
<li>Yönetim ekranlarına yardım alanları eklendi</li>
<li>Temaları ve eklentileri toplu güncelleme desteği</li>
<li>WordPress yüklemesi sırasında kullanıcı adı ve parola seçme özgürlüğü</li>
<li>Yavru tema özelliği</li>
</ul>
<p>Yine her zaman olduğu gibi yükseltme yapmadan önce mutlaka veritabanınızın ve dosyalarınızın yedeğini almanızı öneriyoruz. Sürüm yükseltmeyle ilgili olarak sizi <a href="http://www.ersinirmak.com/belgeler/wordpress/wordpress-surum-yukseltme/">sürüm yükseltme belgemiz</a>e yönlendirebiliriz.</p>
<p>Yeni sürümle ilgili sorunlarınızı <a href="http://www.ersinirmak.com/forum/">forumda</a> paylaşabilir, Türkçe pakette bulduğunuz çeviri hatalarını ve çeviri hakkında önerilerinizi bize <a href="http://www.ersinirmak.com/hakkinda/iletisim/">bildir</a>ebilirsiniz.</p>
<p><a href="http://www.wordpress-tr.com/wordpress-turkce-3-0/">DAHA FAZLA BİLGİ İÇİN TIKLAYINIZ&#8230;</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ersinirmak.com/2010/07/14/wordpress-turkce-3-0-cikti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni güne merhaba</title>
		<link>http://www.ersinirmak.com/2010/07/13/yeni-gune-merhaba/</link>
		<comments>http://www.ersinirmak.com/2010/07/13/yeni-gune-merhaba/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Jul 2010 06:49:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günlük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ersinirmak.com/?p=63</guid>
		<description><![CDATA[
Selamun Aleykum,
Çok şükür ALLAH a sınav bitti. RABBİM ALLAH a çok şükür sınav güzel geçti. Dualarını benden esirgemeyen tüm dostlara selam olsun.
Sınava hazırlanırken 9 kilo verdim. Hayatım boyunca ilk defa bir sınava böyle hazırlandım. Gerçekten de stresi zordu.
Projeler çok yakında.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-medium wp-image-113" title="kpss" src="http://www.ersinirmak.com/wp-content/uploads/kpss-300x250.jpg" alt="kpss" width="300" height="250" /></p>
<p>Selamun Aleykum,</p>
<p>Çok şükür ALLAH a sınav bitti. RABBİM ALLAH a çok şükür sınav güzel geçti. Dualarını benden esirgemeyen tüm dostlara selam olsun.</p>
<p>Sınava hazırlanırken 9 kilo verdim. Hayatım boyunca ilk defa bir sınava böyle hazırlandım. Gerçekten de stresi zordu.</p>
<p>Projeler çok yakında.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ersinirmak.com/2010/07/13/yeni-gune-merhaba/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ALLAH SANA SUNDUM ELİM</title>
		<link>http://www.ersinirmak.com/2010/07/10/allah-sana-sundum-elim/</link>
		<comments>http://www.ersinirmak.com/2010/07/10/allah-sana-sundum-elim/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Jul 2010 20:56:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ersinirmak.com/?p=59</guid>
		<description><![CDATA[
ALLAH SANA SUNDUM ELİM

 

Sensin kerim, sensin rahim, Allah sana sundum elim
Senden artık yoktur emin, Allah sana sundum elim 
Ecel geldi vade erdi, bu ömrüm kadehi doldu
Kimdir ki içmeden kaldı, Allah sana sundum elim
 

Gözlerim göğe süzüldü, canım göğüsten üzüldü
Dilim tetiği bozuldu, Allah sana sundum elim
Üş biçildi kefen donum, Hazret&#8217;e yönelttim yönüm
Acep nice ola halim, Allah sana sundum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><strong><span style="color: #7a5c02; font-size: 13pt;"><img class="alignnone size-medium wp-image-115" title="latif_allah" src="http://www.ersinirmak.com/wp-content/uploads/latif_allah-300x225.jpg" alt="latif_allah" width="300" height="225" /></span></strong></div>
<div><strong><span style="color: #7a5c02; font-size: 13pt;">ALLAH SANA SUNDUM ELİM</span></strong></div>
<div><strong></strong></div>
<p> </p>
<p><strong></p>
<div><span style="color: #202020; font-size: 11pt;">Sensin kerim, sensin rahim, Allah sana sundum elim<br />
Senden artık yoktur emin, Allah sana sundum elim</span> </div>
<p>Ecel geldi vade erdi, bu ömrüm kadehi doldu<br />
Kimdir ki içmeden kaldı, Allah sana sundum elim</p>
<p> </p>
<p></strong></p>
<p>Gözlerim göğe süzüldü, canım göğüsten üzüldü<br />
Dilim tetiği bozuldu, Allah sana sundum elim<span id="more-59"></span></p>
<p>Üş biçildi kefen donum, Hazret&#8217;e yönelttim yönüm<br />
Acep nice ola halim, Allah sana sundum elim</p>
<p>Urdular suyum ılıdı, kavim kardeş cümle geldi<br />
Esen kalsın kavim kardeş, Allah sana sundum elim</p>
<p>Geldi salacam sarılır, dört yana sala verilir<br />
El namazıma derilir, Allah sana sundum elim</p>
<p>Salacamı getirdiler, makberime yetirdiler<br />
Halka olup oturdular, Allah sana sundum elim</p>
<p>Çün cenazeden şeştiler, üstüme toprak saçtılar<br />
Hep koyubeni kaçtılar, Allah sana sundum elim</p>
<p>Yedi Tamu, sekiz Uçmak, her birinin vardır yolu<br />
Her bir yolda yüzbin çarşı, Allah sana sundum elim</p>
<p>Geldi Münker ile Nekir, her birisi sordu bir dil<br />
İlahi Sen cevap vergil, Allah sana sundum elim</p>
<p>Görün acep oldu zaman, gönülden eyleniz figan<br />
Ölür çün anadan doğan, Allah sana sundum elim</p>
<p>Yunus tap uzat bu sözü, Allahına dutgıl yüzü<br />
Didardan ayırma bizi, Allah sana sundum elim</p>
<p> YUNUS EMRE</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ersinirmak.com/2010/07/10/allah-sana-sundum-elim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşk Nedir ?</title>
		<link>http://www.ersinirmak.com/2010/06/15/ask-nedir/</link>
		<comments>http://www.ersinirmak.com/2010/06/15/ask-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jun 2010 20:02:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mevlana]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ersinirmak.com/?p=50</guid>
		<description><![CDATA[Hz. Mevlana&#8217;ya sormuşlar &#8220;aşk nedir?&#8221; diye. Ben ol ki bilesin! demiş&#8230;
MEVLANA
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="BORDER-BOTTOM: medium none; TEXT-ALIGN: left; BORDER-LEFT: medium none; BACKGROUND-COLOR: transparent; COLOR: #000000; OVERFLOW: hidden; BORDER-TOP: medium none; BORDER-RIGHT: medium none; TEXT-DECORATION: none">Hz. Mevlana&#8217;ya sormuşlar &#8220;aşk nedir?&#8221; diye. Ben ol ki bilesin! demiş&#8230;<br />
MEVLANA</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ersinirmak.com/2010/06/15/ask-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsaf et , Aşk Güzel bir iştir !</title>
		<link>http://www.ersinirmak.com/2010/06/15/insaf-et-ask-guzel-bir-istir/</link>
		<comments>http://www.ersinirmak.com/2010/06/15/insaf-et-ask-guzel-bir-istir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jun 2010 20:00:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mevlana]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ersinirmak.com/?p=47</guid>
		<description><![CDATA[İnsaf et, aşk güzel bir iştir!
Onun bozulması, güzelliğini kaybetmesi, (insanlardaki) tabiatın kötü niyetli oluşundandır.
Sen, kendi şehvetine ve arzularına aşk adını takmışsın;
Halbuki şehvetten kurtulup aşka ulaşabilmek için yol çok uzundur.
MEVLANA
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="BORDER-BOTTOM: medium none; TEXT-ALIGN: left; BORDER-LEFT: medium none; BACKGROUND-COLOR: transparent; COLOR: #000000; OVERFLOW: hidden; BORDER-TOP: medium none; BORDER-RIGHT: medium none; TEXT-DECORATION: none">İnsaf et, aşk güzel bir iştir!<br />
Onun bozulması, güzelliğini kaybetmesi, (insanlardaki) tabiatın kötü niyetli oluşundandır.<br />
Sen, kendi şehvetine ve arzularına aşk adını takmışsın;<br />
Halbuki şehvetten kurtulup aşka ulaşabilmek için yol çok uzundur.</p>
<p>MEVLANA</p></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ersinirmak.com/2010/06/15/insaf-et-ask-guzel-bir-istir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
